







| Implied conditional example sentences | |
|---|---|
| Okay, that would be nice. | Tamam, bu iyi olabilir. |
| Yes, that would be great! | Evet, çok iyi olur! |
| Aren't they the fixtures of the house? Why would we buy them? | Bunlar evin sabit eşyaları değil mi? Neden biz alalım ki? |
| Because I didn't think talking to you would solve the problem! | Çünkü seninle konuşmanın problemi çözeceğini düşünmedim! |
| Yeah, a cup of coffee would be perfect. | Olur, bir bardak kahve müthiş olur. |
| I don't think going back would make me feel any better! | Geri dönmenin beni daha iyi hissettireceğini zannetmiyorum! |
| I thought 50% more would make around 175! | %50'nin 175 civarı bir şey yaptığını düşünmüştüm! |
| Hm, I never measure it but about a tablespoon would be enough! | Şey, ben hiç ölçmem ama bir çorba kaşığı yeterli olur! |
| I could take Bear for a walk at Hyde Park... | Bear'i Hyde Park'ta yürüyüşe çıkarırdım... |
| Why would I have a problem with her? | Neden onunla bir problemim olsun ki? |
| Yes please, that would be better than using someone else's bread. | Evet lütfen, başkasının ekmeğini kullanmaktan daha iyi olur. |
| Also who would order bugs on their wedding anniversary!? | Ayrıca kim evlilik yıldönümünde böcek sipariş ederdi ki? |
| I can see that! How much more do you think it would be? | Anladım! Ne kadar daha fazla olur sence? |
| You two would make a much better couple! | Siz ikiniz daha iyi bir çift olursunuz! |
| What would you do? | Sen ne yapardın? |
| I thought it would be safer keeping it with me. | Ben de benim yanımda durmasının daha güvenli olacağını düşündüm. |
| But it would take a long time... | Ama çok uzun zaman alırdı... |
| Sorry, but would you rather let Pogo or Bear get stung? | Üzgünüm ama Pogo ya da Bear'in sokulmasını mı tercih ederdin? |
| Because, I didn't think it would be a big deal for you! | Çünkü senin için bu kadar büyük bir mesele olacağını düşünmemiştim! |
| Wouldn't it be easier to look at it on your phone? | Telefonundan bakmak daha kolay olmaz mıydı? |