







| Implied conditional example sentences | |
|---|---|
| Well, I don't think it would be more than 10% more. | Eh, bence %10'dan fazla olmaz. |
| I don't think going back would make me feel any better! | Geri dönmenin beni daha iyi hissettireceğini zannetmiyorum! |
| I thought 50% more would make around 175! | %50'nin 175 civarı bir şey yaptığını düşünmüştüm! |
| Okay, that would be nice. | Tamam, bu iyi olabilir. |
| Yes, that is what I would normally do, too. | Evet, normalde ben de öyle yaparım. |
| You could say good morning to the queen before you go to work. | İşe gitmeden önce kraliçeye günaydın derdin. |
| Why not? We could be neighbours of Buckingham Palace. | Neden olmasın? Buckingham Sarayı'na komşu olabilirdik. |
| I don't think it's weird, what would you do? | Bence bu tuhaf değil, sen ne yapardın ki? |
| I could take Bear for a walk at Hyde Park... | Bear'i Hyde Park'ta yürüyüşe çıkarırdım... |
| Why would I give you that information? | Size bu bilgiyi neden vereyim ki? |
| Sorry, but would you rather let Pogo or Bear get stung? | Üzgünüm ama Pogo ya da Bear'in sokulmasını mı tercih ederdin? |
| Also who would order bugs on their wedding anniversary!? | Ayrıca kim evlilik yıldönümünde böcek sipariş ederdi ki? |
| Sure, we can change it, but it would also change the rent! | Tabii, değiştirebiliriz, ama bu kirayı da değiştirir! |
| Hm, I never measure it but about a tablespoon would be enough! | Şey, ben hiç ölçmem ama bir çorba kaşığı yeterli olur! |
| Yes, I think that would save some time! | Evet, vakitten kazanırız böylece! |
| You wouldn't hear any noise from upstairs in the morning. | Sabah üst kattan herhangi bir gürültü duymazsın. |
| Yeah, a cup of coffee would be perfect. | Olur, bir bardak kahve müthiş olur. |
| Yes, I would be happy to see you again. | Evet, seni yeniden görmekten mutlu olurum. |
| What would you do? | Sen ne yapardın? |
| Because I didn't think talking to you would solve the problem! | Çünkü seninle konuşmanın problemi çözeceğini düşünmedim! |